Merhaba. Bugün 25 Mart 2025. Ben Tuğba Memiş. Bir Bakışta podcast'imize hoş geldiniz. Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ta Ukrayna'daki savaşın çözüm yollarında görüşmek üzere ABD ve Rusya arasında müzakereler başladı. Peki bu sürece nasıl gelindi? Riyad'ta neler konuşuldu ve bundan sonra neler olabilir? Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doçent Doktor Merve Suna Özel Özcan bizlerle. Hocam hoş Hoş geldiniz. Hoş buldum, çok teşekkürler. Hocam şimdi Trump aslında göreve gelir gelmez hatta seçim sürecinde bile gözünü Ukrayna'nın madenlerine çevirmişti. Bunu hepimiz biliyoruz. Ardından Oval Ofis'te hepimiz izledik. İlginç bir tartışma yaşandı. Zelenskiy burada yaşadıklarının ardından İngiltere'ye gitti ve burada Avrupalı liderlerle bir araya geldi. Son düzlükte de Zelenskiy geri adım atarak ABD'nin isteklerini kabul etti. Riyad görüşmelerine giden kısaca bahsettiğim bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz? Belirtirmiş olduğunuz konu çok önemli çünkü biz Trump'ın gelişi ile birlikte Amerika Birleşik Devletleri'nin dış politikasıda büyük bir paradigma değişimi görmeye başladık. Bu paradigma değişimin NATO'dan Amerika'nın ayrılıp Avrupa Birliği'nin ya da Avrupa ülkelerinin uzun süredir Soğuk Savaş'tan bu yana Amerika'nın aslında oturtmuş olduğu güvenlik şemsiyesinden ayrılması anlamına geliyordu ve bugün dünyada bir daha Tam bunu görüyoruz aslında Tuğba Hanım. Anı itibariyle bu paradigma değişimi güvenlik alanında da büyük bir kırılma yarattı diyebiliriz. Trump bir iş adamı geçmişi olması hasebiyle dış politikada da bence bir iş adamı edasıyla devam ediyor. Biz devlet adamlığından çok iş adamlığını görüyoruz. Çünkü bir şirket yönetimi gibi dış politikasında Amerika Birleşik Devletleri'nin komşuları, müttefikleri, düşman tanımları, dost tanımları her şey değişmiş durumda anı itibariyle. Ehal böyle olunca Rusya-Ukrayna Savaşı'na işte Şubat 2022'den bu yana devam eden, 4.yılına giren bu savaşa yaklaşımla Amerika'nın değişmiş durumda. Daha öncesinde biz Trump'ın Vladimir Putin'le ilişkilerini biliyoruz. Evet iyi bir temelde ilerliyorlardı. Keza Trump kişiliği gereği de gücü seven bir isim olması nedeniyle bunun emarelerini görüyorduk hep. Fakat 24 saat ile bitireceğim dediği bu savaş süreci tarihsel olarak arka planda düşünecek olursak 3 yıl ya da 2000 14'ten çok daha geçmişe dayanan bir tarihsel gerçekliği içinde barındırdığı için 24 saat gibi bir süre de çözülmesi imkansızdı. Çünkü Rus ve Ukrayna meselesini biz ta gidip Kiev Knezliği dönemine kadar konumlandırabiliriz. Yani çatışma alanlarının görünen ve görünmeyen arka planları oluyor. E Trump'la uluslararası ilişkileri 24 saat gibi hızlı bir zaman diliminle sıkıştırmaya çalışınca şimdi kendisi de ne dedi? Aslında ben orada biraz sarkasm yaptım. Eee daha daha uzun bir süre olabilir demişti. Ancak ne yaptılar? Tarafları hızlı bir şekilde bir araya getirmeye çalışıyorlar. Evet bu gerçekten çok önemli. Hepimiz hatırlayalım. Riyad'da Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya bir araya geldi. Bir normalleşme süreci başladı. Ama şöyle bir gerçek vardı. Şimdi Rusya-Ukrayna arasında devam eden savaşlar iki tarafın da masada olması gerekiyor. Hatta ve hatta Avrupa ya da Batılı ülkelerin de o masada olması gerekiyordu Amerika haricinde ama biz şunu görmüş olduk. Hep derler ya eğer masada taraflar değilseniz menüdesinizdir. Maalesef ki uluslararası alanda büyük kırılmaların yaşandığı bir savaş sürecini görüyoruz. O paradigma değişimi teamüllere de değiştiriyor Tuğba'nın. Ve hali böyle olunca işte 4. yılına giren Rusya-Ukrayna Savaşı süreci içerisinde egemen eşit devletler yaklaşımından tutalım da toprak bütünlüğüne kadar pek çok konunun değişmeye başladığı bir gerçeklik görüyoruz. Çünkü bu açıklamalar ya da bu değişen teammüllerin her biri Trump'ın yakın coğrafyasındaki politikalarında da kendini gösteriyor. Yani neden bahsediyorum? Bugün Ukrayna topraklarının %20'si Rusya işgali altındayken, Rusya burayı kendisini saymak için uğraşıyorken ve Amerika'dan da özellikle Ukrayna'nın toprak tavizi vermesi yönünde telkinler varken Trump, Groenland ve Kanada'da toprak bütünlüğü esasını zedeleyecek açıklamalar yapıyor. Eee şu anda Riyad'ta eee ABD ve Rusya yetkilileri arasında Karadeniz'deki çatışmaların durdurulması ve Ukrayna'da ateşkes sağlanması amacıyla görüşmeler yürütülüyor. Görüşmelerde hangi konular öne çıktı? Neler konuşuldu? Bundan sonraki süreçte neler öngörüyorsunuz hocam? Evet Ukrayna biraz devre dışı ya da hani büyük güçler konuşsun Ukrayna uygulasın mimvalinde bir tablo oluşturmaya çalışılıyor. Şuna bakmak gerekiyor sanırım. Ukrayna Amerika arasında gerçekleştirilen görüşmelerde Çok olumlu bir süreç olduğundan bahsedildi. Zaten hani böyle daha şeffaf ilerleyen bir durum var. Zelenskiy'nin Oval Ofis'teki o yaşadığı teammüller yıkan Trump ve Jay Pence azarla sürecinde Sonra zaten biz Amerika ve Ukrayna ilişkilerinde bir kırılma da görmüş olduk. Ama Zelenskiy ne yapıyor? Bunu en azından minimize etmeye çalışıyor. Avrupa'dan istediği o desteği de tam alamadı. Onun da altını çizerim. Hâl böyle olunca Ukrayna'nın ve tabii ki de Zelenskiy'nin karşısında zorlu bir süreç ortaya çıkıyor. Çünkü burada Rusya-Amerika ilişkileri daha ilk anı itibariyle bir normalleşme iyileşme minvalinde ilerlerken Riyad'daki görüşmelerde daha sonrasında Amerika Birleşmiş Devletleri Ukrayna arasındaki görüşmeler Cidde'de gerçekleşirken her şey ortada gibi konuşuldu. Ama bakıldığında savaş süreci içerisinde en fazla darbe alan, en fazla sorun yaşayan Ukrayna'nın toprak bütünlüğü konusunda bile tavizlerden bahsediyor. Şimdi Riyad'daki gelişmelere geldiğimiz zaman Amerika ve Rusya arasında gerçekleşen ikinci görüşmelerin sonuçları bence Ukrayna ve Amerika arasında görüşülen konulardan çok daha farklı. Hem diplomatik hem jeopolitik anlamda bence Rusya-Amerika arasındaki görüşmelerde gri noktalar var. Bunu neden söylüyorum? Çok uzun sürdü bu ikinci görüşmeler ve buradaki konuşulan konuların şu şekilde olduğunu düşünebiliriz. Daha önce size bir ateşkesten bahsettik. Bu ateşkesten tam kapsamlı bir ateşkesten ziyade Amerika'nın da belirttiği koşullar kapsamında neydi? Enerji altyapılarının vurulmamasıydı. Şimdi bizim karşımıza bu görüşmeler sürecinde birincisi madenler ve konusu çıktı. Nadir toprak elementleri ve kritik madenler. Üçüncü bir konuysa bence ateşkesle bu kısmi ateşkesle bağlantılı olarak enerji altyapıları konusu çıktı. Çünkü Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen son açıklamalar kapsamında enerji altyapılarından ya da enerji santrallerinden de bahsediliyor. Trump ne yapıyor? Özellikle hatırlayalım ocak ayında başlattığı imzaladığı kararnamelerden biri acil durum enerji planıyla alakalı ve bunu uluslararası alanda uygulamaya başladılar. Neden bunu uyguluyorlar? Tıpkı 1970'lerde olduğu gibi bir enerji krizinden ya da enerji arz talep dengesizliği olmasında Amerika'nın elini güçlendirmeye yönelik adımlar atmak için e tabii ki de bir diğer konu ise Çin karşısında kendisini eee en azından rekabet edilebilir bir eee alana ya da mertebeye yükseltmek için uğraşıyor Amerika. Hâl böyle olunca da şu an Ukrayna üzerinde biz tıpkı II. Dünya Savaşı dönemindeki o Yüzdeler anlaşması gibi ya da Yalta düzeninin kurulduğu sistemde Almanya'nın parçalandığı gibi bir parçalanmışlık ve yüzdeler üzerinden anlaşma süreci görüyoruz. Yani ben buna coğrafi sömürgecilik diyorum. Jeopolitik sömürgecilik diyorum. Çünkü geçmişteki sömürgecilikten farklı olarak şu an itibariyle enerji, kritik madenler ve elementler üzerinden devam eden bir sömürge anlayışı gelişmiş durumda. Yani bu karşınızdaki aktör toprak bütünlüğü ya da egemen eşit devletler sistemi yaklaşımı içerisindeki yeri Amerika gibi büyük bir devlet tarafından neredeyse hiç sayılıyor. Hâl böyle olunca da ben Riyad'daki görüşmelerin detaylarının çok dikkatli incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Ukrayna'nın ateşkes önerisinin ne kadar kabul edileceği ya da Ukrayna'nın hangi noktalarda taviz vermesini istediklerini görmemiz gerekiyor. Buradaki en önemli konulardan biri NATO ve Ukrayna'nın toprak bütünlüğü. Çünkü Rusya Ukrayna'nın NATO'ya dahil olmasını istemiyordu. Büyük ihtimalle de dahil olmayacak. Karadeniz güvenliği ve tahıl girişimi gibi konular karşımıza çıkınca da hemen bir parantez açalım. Türkiye karşımıza çıkıyor. Bundan da hızlıca bahsedeceğim zaten ama bir de Rusya perspektifine bakmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Amerika Rusya ilişkilerinde diplomatik görüşmelerin haricinde biraz da buradaki görüşmelerin kapalı yönleri var. Yani gri noktalar var demiştim ya. Hani bunu istihbaratı olarak okuyabilirsiniz, diplomatik ya da siyasi olarak okuyabilirsiniz. Hangi açıdan okunursa okunsun, Amerika'nın Rusya ile görüşmeleri Ukrayna'daki esneklikten ziyade daha temkinli olarak ilerleyen bir temelde gibi görünüyor. Ve bu açıdan da buradaki en azından hani şu ana kadar net bir bilgi olmasa da şunu biliyoruz ki Ukrayna'da toprak bütünlüğü, enerji altyapılarının kullanımı ya da Daha uç bir noktaya gidelim. Yeni Ukrayna yaratımı konusu söz konusu olursa Amerika ve Rusya'nın büyük ihtimalle ortaklaşa hareket edeceği bir yol haritası üzerinde de düşünülüyor olabilir. Bu en kötü senaryo ama maalesef ki süreci de en kötü üzerinden okumak gerekiyor. Çünkü enerji altyapıları devreye girince ben biraz daha farklı düşünmeye başlamıştım. Eee Riyad'la alakalı bir diğer konu özellikle siz de belirtiniz. Tahıl konusu. Hatırlayalım. Tahıl girişimi özellikle Türkiye'nin de desteği ile geçmiş yıllarda uluslararası sistemde gıda güvenliğinin sağlandığı bir hat oluşturdu. Yani bu Burada gıda güvenliğinin korunmasında Türkiye çok önemli bir role sahipti. Elbette Türkiye'den bahsediyorsak Karadeniz'den de bahsetmek gerekiyor. Çünkü hem bir komşuluk hem Karadeniz tahıl girişiminin durumu aynı zamanda da NATO üyesi olan Türkiye'nin Karadeniz'deki etkisi göz ardı edilemeyecek bir durumda. E tabii şunu görmemiz gerekiyor. Türkiye Rusya-Ukrayna Savaşı başladığından bu yana 2014'te Kırım'ın ilhakıyla başlayan süreci de tanımayan ve her yıl bunu uluslararası hukuk bağlamında dile getiren önemli bir aktör. Yine iki ülke arasında da en önemli arabulucayız. Ama bu arabuluculuk hatırlayalım Dolmabahçe'de. İngiltere'nin o büyük oyun, 19. yüzyıl büyük oyun zihniyetiyle biraz bozulmuştu. Hatta tam bozulmuştu bile diyebiliriz. Ve bugünkü süreç karşımıza çıktı. Şimdi burada Amerika'nın temel yaklaşımı hatta Trump'ın kısa vadeli hızlı çözümler. Kendisi için maksimize edebileceği çözümlere odaklanıyor ve tahıl ihracatını destekleyen bir Amerika görüyoruz. Bu önemli çünkü küresel gıda güvenliği noktasında buna ihtiyaç var. Ukrayna'nın ve Rusya'nın eee tahıl noktasındaki önemini hepimiz net bir şekilde biliyoruz. Amerika'nın bu desteği Avrupa'nın enerji güvenliği noktasında da belki düşünülmesi gereken bir konu ama Avrupa ile ilişkiler tabii şu an biraz sallantıda. Bunu da görmek gerekiyor. Bu açıdan da Amerika'nın Ukrayna'da bir enerji altyapısı noktasında hareket etmesi. Günün sonunda yine kendi ekonomik çıkarları ve jeopolitik dengeyi belki koruma bağlamında değişebilir. Fakat gıda güvenliği konusu gerçekten çok daha farklı bir boyutta karşımıza çıkıyor. Bu açıdan da özellikle daha öncesinde bahsettiğim gibi Türkiye'nin dahil olduğu Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler ile birlikte tahıl güvenliğinin ihracını da içine alan bu koridorun yeniden canlandırılması söz konusu olabilir mi? Buna bir belki odaklanmak gerekiyor. Çünkü bugün sisteme baktığımızda biz neden Tahıl güvenliğinden ya da neden Karadeniz'in güvenliğinden bahsediyoruz. Çünkü hemen yanımızda devam eden Kızıldeniz'de eee Husilerin özellikle tankerlere ya da işte eee yük taşıyan, MTA taşıyan eee gemilere düzenlemiş olduğu İsrail destekli olduğunu düşündüğü, o gemilerin düzenlemiş olduğu saldırılar var. Bu da ne yapıyor? Deniz rotalarını uzatıyor. Deniz rotalarının uzaması demek aynı zamanda sistemde küresel anlamda iktisadi bozulmaları karşımıza çıkarıyor. Çünkü buradaki taşınan ürünler sisteme daha geç giriyor ve bunların maliyeti artıyor. Yaklaşık 10 günlük bir artı şey yolun uzamasından bahsediyorlar ki şunu düşünmek gerekiyor. Bugün Kızıldeniz bölgesi dünya ticaretinin yaklaşık %10-12'sini geçiş alanı olarak karşımıza çıkan bir durum. E dolayısıyla deniz rotalarında yaşanan bu sorun günün sonunda belli ihtiyaçların gıda noktasında sisteme dahil edilmesi konusunu ortaya çıkarıyor. Burada da gıda noktasında ya da tahıl noktasında evet Karadeniz önemli hale geliyor. Ama bir diğer konu ise Karadeniz ile alakalı olarak burada NATO üyesi olan Türkiye'nin sürecin başından bu yana Rusya ve Ukrayna arasında dengeli, aktif tarafsızlık politikasıyla birlikte buranın güvenliğini sağlaması. Çünkü eee bizim gibi herhalde başka bir NATO üyesi yok ki hem Ukrayna'nın topraklı bütünlüğünü savunsun. Hem de Rusya ile ilişkilerini aynı temelde eee devam ettirsin. İşte burada da Karadeniz'in güvenlik ortamı çok daha önemli hale geliyor. Olası bir NATO-Rusya Savaşı olsaydı eee bu durumda Türkiye doğrudan Rusya ile karşı karşıya gelecek en önemli NATO aktörüydü. Bunu da görmemiz lazım. Bugün çıkacak sonuçlar bağlamında da benim genel beklentim Rusya ve Amerika'nın Ukrayna konusunda bir barış sağlamaktan ziyade sanırım kısmi önlemlerle dondurulmuş bir çatışma alanına doğru bizi ilerletecekleri bir yol haritası olabilir diye düşünüyorum. Eee bunun nedeni eee bölgenin gerçekliklerinin ya da işte güvenlik ortamının tam olarak anlaşılmadan eee bir eee ne diyelim yol haritası çizilmeye çalışılması. Yani sadece Trump'ın yaptığı dediğim gibi kısa vadeli ve günü kurtaracak önlemler alınması ve baktığımızda daha çok Rusya yanlısı açıklamalarla bunu yapıyorlar. E hali böyle olunca da tahıl koridorunun devam ettirilmesi ya da Karadeniz'deki işte navigasyon özgürlüğünün savunması gibi girişimler yine eee kısa vadeli gibi karşımıza çıkıyor. Halbuki bizim burada uzun vadeli ve barışı sağlayacak çözümlere görüşmelere ihtiyacımız var diye düşünüyorum. Ben teşekkür ediyorum Tuba Hanım. İyi çalışmalar diliyorum. Değerli dinleyiciler, Riyad'daki müzakereleri Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Doçent Doktor Merve Suna Özel Özcan'la konuştuk ve programı kapatıyoruz. Podcast yayınlarımızı X platformunda AA sesli hesabında paylaşıyoruz. Bir sonraki podcast'imizde görüşmek dileğiyle efendim. Hoşça kalın.