Olaylardan çok zamanın ve belleğin akışıyla ilgilenen Juan José Saer’in edebiyatını Gökhan Aksay ile konuşuyoruz.
Juan José Saer anlatmıyor, hatırlıyor. Cümleleri uzun, parantezli, tekrarlarla dolu. Sessizliklerle, boşluklarla konuşuyor. Gerçekle kurmacayı iç içe geçiriyor; bir limon ağacı ya da bir nehir kıyısı, sadece fon değil, hatırlamanın taşıyıcısına dönüşüyor. Latin Amerika edebiyatında alışık olduğumuz büyülü gerçekçilikten farklı bir yerde duruyor: Gerçeğin kendisi zaten yeterince büyülü. Geçmişin izlerini taşıyan ama yaranın kaynağını unutmuş karakterlerle, edebiyatı bir düşünme ve hissetme alanına çeviriyor.
What is Dünyayı Çevirenler?
Edebiyat tarihine damga vuran yazarları, eserlerini Türkçeye kazandıran çevirmenlerle konuşan bir program. Konular, yazarların biyografileri, eserleriyle yaşamları arasındaki bağlar ve çevirmenlerin deneyimlerine odaklanıyor. / Hazırlayan ve Sunan: Didem Bayındır